İyi Huylu Kitle Kaç Cm Olur? Güç, Toplum ve Biyolojik Veriler Arasındaki İlişki Üzerine Bir Siyaset Bilimi Perspektifi Siyaset bilimi, toplumsal yapıları ve bireyler arasındaki güç ilişkilerini inceleyen bir disiplindir. Toplumların nasıl şekillendiği, kimlerin iktidar olduğunu ve bu iktidarın nasıl sürdürüldüğünü anlamak, siyaset bilimcilerin temel hedeflerinden biridir. Güç, iktidar ilişkileri ve toplumsal düzenin işleyişi üzerine yapılan analizler, sadece siyasal yapıyı değil, aynı zamanda bireylerin biyolojik gerçeklikleriyle nasıl kesiştiğini de ele alır. Bu yazıda, “iyi huylu kitle kaç cm olur?” gibi tıbbi bir soruyu, toplumdaki güç dinamikleri, iktidar yapıları, ideoloji ve vatandaşlık perspektifinden nasıl okuyabileceğimizi sorguluyoruz. Belki de bu soru, görünürde…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Ekonomistin Girişi Kaynakların kısıtlı olduğu bir dünyada, her bir kararın fırsat maliyeti vardır. İzleme seçeneği, abonelik bedeli, zaman ve dikkat gibi kaynakları hesaba katan bir ekonomist, şöyle sorgular: “İtiraf filmi nereden izlenir?” sorusunun ardında, tüketicinin medya piyasasındaki seçim mekanizması, platformların arz‑talep dinamikleri ve toplumsal refah üzerindeki etkiler yatıyor. Bu yazıda, söz konusu filmi izleme kararının ekonomik boyutlarını, bireysel tercihlerin ve piyasa yapılandırmasının toplumsal sonuçlarını ele alacağız. İzleme Platformu ve Piyasa Dinamikleri Film izleyecek bir tüketici için piyasada pek çok dijital yayın platformu bulunuyor. Bu platformlar, abonelik modeli, kiralama modeli, tek seferlik satın alma modeli gibi alternatifler sunarak tüketicinin tercihlerini çeşitlendiriyor.…
Yorum Bırakİlginin Diğer Anlamı Nedir? Ekonomi Perspektifinden Bir İnceleme Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları Ekonomistlerin sürekli olarak karşılaştığı temel bir problem, kaynakların sınırlılığı ve bu sınırlı kaynaklarla yapılan seçimlerin sonuçlarıdır. Her birey ve her toplum, kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışırken aynı zamanda toplumsal fayda sağlamak için kararlar alır. Bu kararlar, sadece para ve mal gibi maddi kaynaklar üzerine değil, aynı zamanda “ilgi” gibi soyut fakat son derece değerli bir kaynak üzerine de yapılır. İlgi, ekonomik süreçlerde göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir unsurdur. İnsanların zamanını, dikkatini ve kaynaklarını belirli bir konuya yönlendirmeleri, piyasaların ve toplumsal ilişkilerin şekillenmesinde kritik bir rol oynar.…
Yorum BırakLakırtı Etmek Ne Demek? Bir zamanlar, bir kasaba varmış. Bu kasabada, hepimizin zaman zaman karşılaştığı ama doğru anlamını bilemediği bir kelime kullanılırmış: “lakırtı”. O kasabada, iki kişi varmış. Birisi Ahmet, diğeri ise Zeynep. Ahmet, kasabanın işlerini çözmek için her zaman mantıklı ve stratejik düşünürken, Zeynep daha çok insanlarla ilişkiler kurmaya, onları anlamaya çalışan bir insandı. Her ikisi de birbirlerini çok sever, fakat aralarında bir fark vardı: Ahmet’in “lakırtı” kelimesiyle ilişkisi Zeynep’in bildiğinden çok farklıydı. — Ahmet ve Zeynep’in Farklı Dünyası Bir akşam, kasaba meydanında yapılan büyük bir toplantı vardı. Ahmet, kasabanın sorunlarını çözecek bir plan hazırlamıştı. Toplantının başında, konuşma sırası…
Yorum BırakDerece ve Kademe Nasıl İlerler? Ekonomik Perspektiften Bir Analiz Günümüzde kaynakların sınırlılığı, her bireyin, işletmenin ve hükümetin karşılaştığı temel bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Her karar, kısıtlı kaynakları en verimli şekilde kullanma amacını taşır. Bu kararların, bireysel ekonomik tercihlerden büyük toplumsal değişimlere kadar geniş bir yelpazede etkisi vardır. Ekonomi bilimi, bu seçimlerin nasıl yapılacağını ve bunların toplumsal refah üzerindeki etkilerini anlamaya çalışır. İşte bu noktada derece ve kademe gibi kavramlar devreye girer. Bu yazıda, bu konuyu piyasa dinamikleri, bireysel kararlar ve toplumsal refah çerçevesinde ele alarak, derece ve kademenin nasıl ilerlediğine dair bir ekonomik analiz sunacağız. Derece ve Kademe: Temel…
Yorum BırakBrunch Sofrasında Neler Olmalı? Giriş Son haftalarda bir araştırmacı gibi düşündüm: Bir sofra yalnızca yiyeceklerin dizildiği bir yer mi yoksa toplumsal ilişkilerin, kültürel ritüellerin ve zamanın iç içe geçtiği bir mekân mı? İşte tam bu noktada “Brunch” kavramı, yalnızca kahvaltı ve öğle yemeği arasında bir öğün olmanın ötesine geçiyor. Bu yazıda brunch sofrasının tarihsel kökenlerine, günümüzdeki akademik tartışmalarına ve ideal bir brunch sofrasında neler bulunması gerektiğine dair akıcı ve bilgilendirici bir inceleme sunuyorum. Tarihsel Arka Planı: Brunch Ne Zaman ve Nasıl Ortaya Çıktı? Brunch kavramı, kahvaltı (“breakfast”) ile öğle yemeğini (“lunch”) birleştiren bir neologizm biçiminde ortaya çıktı. İngiltere’de 19. yüzyılın sonlarında…
Yorum BırakAferin Mi, Aferin Mi? Kelimelerin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Edebiyatın gücü, kelimelerin ardındaki anlamı açığa çıkarmakta ve dilin taşıdığı duyguları, düşünceleri bir araya getirerek yeni dünyalar inşa etmekte yatar. Bir edebiyatçı olarak, kelimelerin, birer işaret ya da basit bir iletişim aracından çok daha fazlası olduğunu hep vurgulamışımdır. Kelimeler, sadece bir anlamı iletmekle kalmaz, aynı zamanda içinde taşıdığı duygu, tarih ve kültürle bir toplumu, bir dönemi, hatta bir kişinin iç dünyasını şekillendirir. “Aferin” kelimesi de, dilin ince katmanlarında öyle bir güce sahiptir ki, bazen yalnızca iki heceden ibaret bir kelime, çok daha derin anlamlar taşır. Peki, “aferin mi” yoksa “aferin”…
Yorum Bırakİğdiş Edilmek Ne Demek? Psikolojik Bir Mercekten Bakış İnsan davranışlarını anlamak, bazen kelimelerle ifade edilenlerin çok ötesine geçmeyi gerektirir. Bir psikolog olarak, toplumun, kelimelerle kurduğu anlam dünyasını her zaman dikkatle incelerim. “İğdiş edilmek” gibi tabirler, genellikle sadece fiziksel bir durumu tanımlamakla kalmaz, aynı zamanda derin psikolojik etkiler barındıran karmaşık bir duygusal ve sosyal yapıyı da içerir. Peki, bu tabir ne anlama gelir ve psikolojik olarak hangi derinliklere iner? Bu yazı, bu soruya bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarında bir yanıt arayacak. İğdiş Edilmek: Tanım ve Temel Anlam Türkçede genellikle “erkekliğini kaybetmek” anlamında kullanılan “iğdiş edilmek” kelimesi, çoğu zaman mecaz anlamda…
Yorum Bırakİç Enerji Neye Göre Artar? Edebiyatın Dönüştürücü Gücü Üzerine Bir İnceleme Bir edebiyatçı olarak, kelimelerin gücüne, anlatıların insan ruhundaki dönüştürücü etkilerine her zaman hayranlık duymuşumdur. Yazılmış her satır, bir iç enerjiyi harekete geçirir; bir kelime bile, okurun içsel dünyasında fırtınalar koparabilir, kim bilir belki de tüm evreni baştan inşa edebilir. Edebiyat, içsel enerjiyle doğrudan bağlantılıdır çünkü her metin, bireylerin ruhsal ve zihinsel enerjilerini bir araya getirip onları yeni bir biçime sokar. Peki, iç enerji neye göre artar? Sadece biyolojik bir mekanizma mı, yoksa bir edebi metnin içinde gizlenen duygusal, entelektüel ve estetik uyaranlarla mı şekillenir? Bu sorunun cevabı, edebiyatın gizemli…
Yorum Bırakİstanbul’a En Yakın Şehir Hangisi? Bir Eğitimci Perspektifinden Dönüştürücü Bir Yolculuk Öğrenmenin dönüştürücü gücüne inanan bir eğitimci olarak, her gün yeni bir bilgiye adım atmanın hayatımızdaki etkilerini gözlemliyorum. Öğrenme, yalnızca bir bilgi aktarma süreci değil, aynı zamanda bir zihinsel ve duygusal dönüşüm yolculuğudur. Bu yolculuk, bireylerin çevresindeki dünyayı daha iyi anlamasına, kendilerini ifade etmelerine ve toplumsal değişimlere katkı sağlamalarına olanak tanır. Ancak, öğrenmenin yalnızca bireysel bir olgu olmadığını, toplumsal ve çevresel bağlamda da derin etkiler yarattığını unutmamalıyız. İşte tam da bu noktada, İstanbul’a en yakın şehir hangisidir sorusu, yalnızca coğrafi bir soru olmanın ötesinde, öğrenme süreçlerimiz ve bu süreçlerin toplumsal…
Yorum Bırak