Çevrimiçi Dünyada Kaybolmamak: Gerçek Kendimizi Gösterdiğimiz Anlar
Bir Yorumla Başlayan Her Şey
Bazen hayat bir anlık bir kararın, bir yorumun ya da yazdığın birkaç kelimenin peşinden sürükler seni. Kayseri’de, her gün aynı sokaklardan geçerken bazen çevrimiçi dünyayı da düşünmeden edemiyorum. Her şey o kadar hızlı değişiyor ki… O an karşılaştığın bir yazı, bir yorum, ya da bir fotoğrafla tüm ruh halin değişebilir. Kimseyi tanımıyorsun, ama bir şekilde o kişilerle bir bağ kuruyorsun.
Geçen hafta bir akşam, sosyal medyada gezinirken dikkatimi çeken bir yazı gördüm. Bir arkadaşımın paylaştığı yazıya bir bakayım dedim. “Çevrimiçi nasıl davranmalıyız?” başlığı vardı. Gerçekten de bu soruyu kendi içimde çokça sorgulamıştım, çünkü ne yazık ki çevrimiçi olmak bazen kendini kaybetmek gibi bir şey olabiliyor. Çoğu zaman, kimse yüzünü görmeden ya da sesini duymadan bir şeyler yazmak, belki de kendini bir şekilde daha özgür hissettirebiliyor ama bir o kadar da sorumluluk gerektiriyor. Yorum yazdım, belki çok uzun oldu, ama hissettiğimi düşündüm. İleriye doğru bir adım atmak gibiydi.
Ve sonra bir şey oldu. O yazıya cevap veren biri vardı, kim olduğunu bilmiyorum ama mesajı beni oldukça etkiledi. “Bazen insanlar çevrimiçiyken kendilerini gizlerler, oysa gerçek duygularını gösterdiklerinde etraflarındaki insanlar da buna daha samimi yaklaşır,” yazmıştı. O kadar doğru bir cümleydi ki. İçimden bir şeyler kıpırdamaya başladı. Gerçekten, çevrimiçiyken kimliğimizin bir kısmını saklamak mı daha doğru, yoksa tüm duygularımızı paylaşmak mı?
Çevrimiçi Kimlik: Sahte mi, Gerçek mi?
Ertesi gün biraz daha düşündüm. Kayseri’de yaşarken çoğu zaman insanların birbirine nasıl yaklaştığını gözlemleyip, çevrimiçi dünyadaki benzerlikleri fark ediyorum. Kimse hiç kimseye olduğu gibi yaklaşmıyor gibi. Birkaç yıl önce, internette yazdığım ilk yazılarımı hatırlıyorum. Kafamda nasıl düşünmem gerektiğini, neleri söylememem gerektiğini çok iyi biliyordum. Hiç kimseyi kırmak istemezdim ama bazen yazdıklarımın arkasında ne kadar ben olduğumu sorgulamıyordum. Çevrimiçi olmak, gerçek kişiliğimizin bir yansıması mı, yoksa sadece gösterişli bir vitrin mi? O kadar içsel bir mücadele yaşıyorum ki, bir yanda kendimi, duygularımı savunmaya çalışırken diğer yanda yanlış anlaşılma korkusuyla gizleniyorum.
Bir arkadaşım, çevrimiçi olduğunda, sadece “güzel” olduğunu göstermek ister gibi bir tavır sergiliyordu. Paylaşımlarını ve fotoğraflarını hep en iyi ışıkta, en düzgün şekilde sunardı. Oysa ben her zaman olduğu gibi, içimden ne geliyorsa onu yazmaya çalışıyordum. Bir yanda ‘olmak istediğim’ biri, diğer yanda ‘gerçek’ ben. Sadece bu ikisini barındırmak bile bambaşka bir şeydi.
Çevrimiçi Olmak, Bir Yansıma mı?
Bir süre sonra fark ettim ki çevrimiçi davranışlarımız, dış dünyadaki davranışlarımızın bir yansımasıydı. Her ne kadar “sadece internetteyim” desek de, bir paylaşımdan sonra birilerini kırdığımızı, yanlış anlaşıldığımızı fark edebiliyoruz. Kayseri’de yürürken, bazen sosyal medyada yazdıklarımın etkilerini düşünmeden edemiyorum. O yazıları okuyan kişiler ne hissetti? Gerçekten kim olduğumuzu, duygularımızı açmamız gerektiği anlarda açıyor muyuz?
Bazen çok üzgün, bazen çok heyecanlı olabiliyoruz ama çevrimiçiyken sanki bu duygular gizli kalmalıymış gibi hissediyorum. Oysa çevrimiçi olmak, bir çeşit maskeyle dünyaya açılmak değil; o dünyanın içinde kaybolmak ve kendini görmekle ilgili olmalı. Bir arkadaşımın yazdığı gibi, duygularımızı gizlemek, onları paylaşmak kadar değerli ve kıymetli olmalı.
Sonuç: Kimseyi Unutma
Bir yazının peşinden giderek, bir mesajı alıp, bir düşünceyi tartışmak bana sadece çevrimiçi dünyada değil, gerçek hayatta da daha çok şey öğretti. Kendimizi dış dünyadan gizlemek yerine, duygularımızı ve düşüncelerimizi nasıl paylaşmamız gerektiğini öğrenmeliyiz. Çevrimiçi olmanın da gerçek hayatta olmak kadar değerli olduğunu unutmamalıyız. Kimseyi kırmamak, olabildiğince dürüst olmak ve hissettiğimiz her şeyin arkasında durmak… İşte doğru olan bu.
Birbirimizi anlamaya çalışarak, bir yorumda, bir yazıda ya da bir sohbetle dünyayı biraz daha samimi hale getirebiliriz. Kimseyi yargılamadan, sadece kendimiz olarak kalmak; çevrimiçi dünyada da en doğru yol bu olmalı.