Bugünkü rehber içeriğimizde “Kuranı kim Türkçeleştirdi” hakkında bilinmesi gereken temel detayları aktarıyoruz.
Kuranı Kim Türkçeleştirdi? Türkçe Meallerin Ardındaki İlginç Yolculuk
Bazı sorular vardır, insanın aklına gece yatağa uzandığında gelir. Tam uykuya dalacakken bir anda beyin kendi kendine toplantı yapmaya başlar:
“Acaba buzdolabının kapağını neden üç kere açıp kapattım?”
“Yarın yapılacak işi neden son geceye bıraktım?”
“Peki Kuranı kim Türkçeleştirdi?”
İşte bu yazının konusu da biraz böyle bir merakın peşinden gidiyor. Çünkü Kur’an’ın Türkçeye aktarılması, sadece kelimeleri bir dilden diğerine çevirmek değildir. İçinde tarih, dil, kültür, inanç, tartışma ve büyük bir sorumluluk barındıran uzun bir yolculuktur.
Ben İzmir’de yaşayan biri olarak günlük hayatta şuna çok rastlıyorum: Bir kafede otururken, sahilde yürürken veya arkadaş grubunda sohbet ederken herkesin aklında farklı bir soru oluyor. Biri ekonomi konuşuyor, biri futbol tartışıyor, biri “bu yaz kesin spora başlayacağım” deyip üçüncü boyozunu yerken yakalanıyor. Ama bazı konular var ki insanı biraz daha derin düşünmeye götürüyor. Kur’an’ın Türkçe mealleri de bunlardan biri.
Kuranı Kim Türkçeleştirdi? Sorunun Kısa Cevabı
“Kuranı kim Türkçeleştirdi?” sorusunun tek bir kişilik cevabı yoktur. Çünkü Kur’an’ın Türkçeye çevrilmesi, yüzyıllara yayılan bir süreçtir.
Kur’an’ın ilk Türkçe çeviri çalışmaları Karahanlılar dönemine kadar uzanır. İslamiyet’i kabul eden Türk toplulukları, dini metinleri kendi dillerinde anlamak istemiş ve bu ihtiyaç doğrultusunda çeşitli tercümeler yapılmıştır.
Ancak günümüzde okunan Kur’an mealleri, tek bir kişinin yaptığı bir çeviri değildir. Farklı dönemlerde birçok âlim, akademisyen ve din bilgini Kur’an’ın anlamını Türkçe ifade etmeye çalışmıştır.
Burada küçük bir ayrıntı var: “Türkçeleştirmek” kelimesi bazen yanlış anlaşılabiliyor. Çünkü Kur’an’ın aslı Arapçadır. Yapılan çalışmalar, Kur’an’ın anlamının Türkçe olarak açıklanması yani meal hazırlanmasıdır.
Yani olay biraz şuna benzer:
Arkadaşım bana İngilizce bir espri anlatıyor.
Ben de:
“Bunu kelime kelime çevirirsem kimse gülmez, anlamını anlatmam lazım.”
diyorum.
Çünkü bazı şeylerin sadece kelimesi değil, ruhu da vardır.
İlk Türkçe Kur’an Çevirileri Nasıl Ortaya Çıktı?
Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte dini eserleri Türkçe anlama ihtiyacı arttı. İnsanlar ibadetlerini, inançlarını ve kutsal metinleri kendi dillerinde daha iyi kavramak istiyordu.
Karahanlı döneminde yapılan ilk tercümeler, Türk dili tarihi açısından da büyük önem taşır. Çünkü bu çalışmalar sadece dini açıdan değil, Türkçenin gelişimi açısından da değerli kabul edilir.
Düşünün, o dönemde bir insan eline bir metin alıyor ve “Bunu kendi dilimde nasıl anlatabilirim?” diye düşünüyor.
Bugün bile bazen bir arkadaşımıza WhatsApp mesajı yazarken yanlış anlaşılabiliyoruz. “Tamam” yazıyoruz, karşı taraf “neden kızdın?” diye soruyor.
O dönemlerde ise kutsal bir metnin anlamını başka bir dile aktarmaktan bahsediyoruz. Hata payı bırakmayan, büyük dikkat isteyen bir iş.
Ben bazen kendi mesajlarıma bakıyorum:
“Akşam gelirim.”
yazmışım.
Arkadaşım:
“Kesin mi?”
diye cevap vermiş.
Daha iki kelimelik cümlede bile anlam karmaşası çıkıyorsa, yüzyıllar önce büyük bir metni başka bir dile aktarmanın ne kadar zor olduğunu tahmin etmek gerekiyor.
Osmanlı Döneminde Kur’an’ın Türkçe Anlaşılması
Osmanlı döneminde Kur’an’ın Türkçe açıklanması konusunda çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Ancak Kur’an’ın doğrudan Türkçe meal olarak geniş kitlelere ulaşması özellikle daha sonraki dönemlerde hız kazanmıştır.
Osmanlı toplumunda Arapça dini eğitim yaygın olduğu için insanlar Kur’an’ın Arapçasını okuyabiliyor, fakat anlamını öğrenmek için tefsirlere ve açıklamalara başvuruyordu.
Zaman değiştikçe insanların beklentileri de değişti. Eğitim seviyesinin artması, basım teknolojisinin gelişmesi ve Türkçenin kullanım alanının genişlemesiyle birlikte Türkçe mealler daha fazla yaygınlaştı.
Cumhuriyet Döneminde Yapılan Türkçe Meal Çalışmaları
Cumhuriyet döneminde Kur’an’ın Türkçe anlaşılması konusu daha fazla gündeme geldi. Bu dönemde birçok önemli isim meal çalışmaları yaptı.
Özellikle Elmalılı Hamdi Yazır tarafından hazırlanan “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eser, Türkiye’de en çok bilinen çalışmalardan biridir.
Elmalılı Hamdi Yazır’ın çalışması sadece bir çeviri değil, geniş açıklamalar içeren kapsamlı bir tefsirdir.
Bunun yanında farklı dönemlerde Muhammed Hamdi Yazır dışında pek çok ilim insanı Kur’an’ın Türkçe anlaşılması için çalışmalar yapmıştır.
Her çalışmanın kendine özgü bir dili vardır. Kimi daha açıklayıcıdır, kimi daha sade Türkçe kullanır. Kimi akademik bir üsluba sahiptir, kimi günlük okuyucunun anlayacağı şekilde hazırlanmıştır.
Kur’an Meali Hazırlamak Neden Zordur?
Şimdi şöyle düşünelim:
Bir arkadaşınız size çok önemli bir sırrını anlatıyor. Siz de bunu başka birine aktaracaksınız.
Ama şöyle bir sorun var:
Arkadaşınızın ses tonu, mimikleri, duygusu ve yaşadığı olayın tamamı sizde var; diğer kişide yok.
İşte çeviri biraz buna benzer.
Özellikle dini metinlerde kelimelerin anlamı kadar bağlam da önemlidir.
Bir kelimenin farklı anlamları olabilir. Bir ifadenin hangi dönemde, hangi olay üzerine söylendiği dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle meal hazırlayan kişiler sadece dil bilgisi değil, aynı zamanda tarih, tefsir ve dini ilimler konusunda da bilgi sahibi olmaya çalışırlar.
Arkadaş Masasında “Kuranı Kim Türkçeleştirdi?” Muhabbeti
Geçenlerde arkadaş ortamında böyle bir konu açıldığını hayal edin.
Biri çayını karıştırıyor:
“Abi Kur’an’ı kim Türkçeye çevirdi?”
Diğeri hemen cevap veriyor:
“Google’a soralım.”
Ben de içimden:
“İnsanlık bin yıl boyunca çalışmış, sen iki saniyede arama yapıyorsun.”
diye geçiriyorum.
Ama sonra kendime gülüyorum. Çünkü biz de her şeyi hızlı öğrenmeye alıştık.
Eskiden insanlar bir bilgi için kitaplara, hocalara, kütüphanelere giderdi. Şimdi cebimizde küçük bir dünya taşıyoruz.
Ama bazı konular var ki sadece hızlı cevapla geçilecek konular değil. Üzerinde düşünmek gerekiyor.
Türkçe Mealler Neden Farklılık Gösterebilir?
Birçok kişi “Neden farklı farklı Kur’an mealleri var?” diye sorar.
Bunun temel sebebi, Arapça bir metnin Türkçede farklı şekillerde ifade edilebilmesidir.
Nasıl ki bir şiiri farklı kişiler farklı duygularla yorumlayabilir, bir metnin anlam aktarımı da farklı üsluplarla yapılabilir.
Biri daha sade bir dil kullanabilir.
Biri daha klasik ifadeleri tercih edebilir.
Biri açıklamaları geniş tutabilir.
Bu farklılıklar, insanların anlamaya çalışma çabasının bir sonucudur.
Kuranı Kim Türkçeleştirdi? Sorusu Aslında Ne Anlatıyor?
Bu soru aslında sadece “kim yaptı?” sorusu değildir.
Daha derinde şu anlamı taşır:
“İnsanlar kutsal bir metni kendi dillerinde anlamak için nasıl çaba gösterdi?”
Çünkü dil, insan ile bilgi arasındaki köprüdür.
Bir şeyi anlamadığımız zaman ona uzak kalabiliriz. Anladığımız zaman ise onunla daha farklı bir bağ kurabiliriz.
İzmir’de akşam üzeri Kordon’da yürürken insan bazen bunu daha iyi fark ediyor. Deniz aynı deniz, insanlar aynı insanlar ama herkesin kafasında farklı düşünceler dolaşıyor.
Kimi geleceğini düşünüyor, kimi geçmişini, kimi de yıllardır aklında olan bir sorunun cevabını arıyor.
“Kuranı kim Türkçeleştirdi?” sorusu da böyle bir arayışın parçası.
Sonuç olarak Kur’an’ın Türkçe meali, tek bir kişinin yaptığı basit bir çeviri değildir. Tarih boyunca birçok kişinin emeğiyle oluşmuş, farklı dönemlerde gelişmiş büyük bir anlama çalışmasıdır.
Belki de en güzel tarafı şudur: İnsanlar yüzyıllardır aynı şeyi yapmaya devam ediyor.
Okuyorlar, düşünüyorlar ve anlamaya çalışıyorlar.
Bazen ciddi bir kitap başında, bazen bir kahve sohbetinde, bazen de gece uyumadan hemen önce akla gelen bir soruyla…
Çünkü insanın merakı hiç bitmiyor. Neyse ki bitmiyor. Yoksa arkadaş sohbetlerinde “Bugün hava nasıl?” dışında konuşacak pek bir şeyimiz kalmazdı.
Bu yazımızın sonunda sizi yalnız bırakmıyoruz; “Kuranı kim Türkçeleştirdi” hakkında aklınıza takılan her şeyi Ronesanskoltukyikama üzerinden sorabilirsiniz.